18 Mart 2012 Pazar

Pazar Günü

Geç saate kadar film izledikten sonra öğlen uyandım. Yani öğleden önce uyandım da kalkmadım. Yatakta insanın artık çok yatmışlıktan kıçı başı ağrırken sağa sola dönüp gözlerini yumup hayal kurması güzel bir şey. Çok yapmamakta fayda var tabi, hayalperestlik de bir yere kadar.

Filmlere sardık bakalım bu aralar, iyi bir şeyler çıkar elbet. IMDB Top 250 listesi gibi popüler bir şeyden yapılmış bir metro diyagramı verdi iş yerinden arkadaşım. Türlere göre falan yollar yapmışlar, kesişen yerler var, efsane filmler var, şunlar bunlar var. 


Neyse, kalktım bir şeyler yedim. Saçlarım kontrolden çıkmıştı bu aralar. Rüzgar sola estiğinde saçım sağa gidiyorsa anlıyorum ki berber vakti gelmiş. Wax'tır bilmem nedir kullanmadım hiç. Çoğu şeyde olduğu gibi doğallığı seviyorum. Berberde her zamanki saçma sapan maç muhabbetleri falan dönüyor, çok önceden bıraktığım şeyler, spordan çok şahıslar konuşuluyor.

Eve geldim, berber yürüme mesafesinde zaten, 15dk falan. Hava güzel, sahilde bisiklete binilebilir. Aldım bisikleti çıktım, lastikleri benzincide şişirdim. Bisiklet de ta ortaokul zamanlarında aldığım bisiklet. Taş gibi çıktı, hala götürüyor beni. Orası burası arada bir ayar istiyor ama gitmiyorum demedi hiç.

Ev yakın sahile, sokak aralarından süzüldüm. İlkokulumun yanından geçtim. Caddede siyah, üstü açık bir Ferrari'ye sürtmeden sahile indim. Hava açık, adalar görünüyor, yelkenliler falan baya' iyi yani. Yelken kursuna devam etse miydim acaba diye düşünmedim değil.  

Bisiklet şeridine geçince mücadele başladı. Manzaradan çok önüme çıkan yayalara baktım. Bazen yaşlı teyzeler arkasına bakmadan bisiklet yoluna dalıyor, bazen anne babalar çocuklarını kaçırıyor ellerinden. En komiği de apaçiler. Apaçi dediğin varlığın dünya umrunda değil zaten mutlu mesut yürüyor. Bir apaçi olamadık. Millet bisikletlere zil falan takmış, zil çalıyorlar yol versinler diye. Eskiden olsa sinirlenirdim herhalde insanlar yoluma çıkınca ama artık sinirlenmiyorum, insan büyüyor. Sürekli aynı tempoda bisiklet sürüp manzaraya bakmak daha güzel olur tabi ama bu da iyi.

Fenerbahçe'ye kadar gidip döndüm. Eve doğru çıkarken Havelka'daki tiplere bakmadım bile artık. Ben gidiyorum geliyorum hala orada oturuyor oluyorlar genelde. Ne piyasaymış arkadaş, kes kes bitmiyor tabi. Oturmaya devam etsin çocuklar.

Böyle bir gün geçti işte. Bu gibi şeyler yapmayıp evde kös kös oturduğum zamanlar da oldu tabi çok. Sıkılmanın çözümü sıkılmamak sanırım. Zaman yoksa yarat demek gibi. Şimdi biraz daha film izleyelim bakalım. Bir iki tane izledim, birinin açılış parçası fena değildi, ekliyorum.