Eskiden lastik top vardı
Olasılıklar şarkısıydı
Bi' koyardın
Nereye gideceğini söylemezdi
6 Aralık 2012 Perşembe
12 Eylül 2012 Çarşamba
Perfect Sense
Bir şeyler yazarım demiştim filmi izlemeden. İzledim. Tek kelime edemedim bittiğinde. "Yaaa, öyle olursun işte!" demeyin. Zaten öyleyim. Ne doldu içime biliyorum. Durdum. Bunu duyuyordum.
Pink Floyd - Breathe
Breathe, breathe in the air
Don't be afraid to care
Leave but don't leave me
Look around and choose your own ground
For long you live and high you fly
And smiles you'll give and tears you'll cry
And all you touch and all you see
Is all your life will ever be
Pink Floyd - Breathe
Breathe, breathe in the air
Don't be afraid to care
Leave but don't leave me
Look around and choose your own ground
For long you live and high you fly
And smiles you'll give and tears you'll cry
And all you touch and all you see
Is all your life will ever be
5 Ağustos 2012 Pazar
Predictably Irrational
Pek kitap okuduğum yoktu son zamanlarda. İş güç derken kafa nerede belli değil zaten. Bilgisayar başında geçen zamana da bozulmaya başladım artık iyice.
Alibris'in internet sayfasında aradığınız her türlü kitabı 2 TL gibi çok makul fiyatlara bile alabiliyorsunuz. İkinci el olduklarına bakmayın, kimi eski kütüphane kitabı kimi ise neredeyse tertemiz.
Sadece kargo ücreti biraz tuzlu olabilir. Bunu da Borderlinx'ten bir Amerika veya İngiltere posta kutusu kiralayarak çözebiliyoruz. Siz siparişi Borderlinx yurtdışı adresinize gönderiyorsunuz, oradan da istediğiniz zaman size postalıyorlar. 20 farklı yerden 30 farklı şey bile alsanız hepsini bir defada göndermelerini söyleyebilirsiniz. Tek kargo olunca ücret de düşüyor tabi.
Sekiz tane kitap aldım, genelde ekonomi veya bilim gibi konuları kavramsal olarak anlatan kitaplar. Dan Ariely'nin "Predictably Irrational"ını okuyorum bu ara. Davranışsal Ekonomi, Türkçesi budur umarım, türünde olan kitap nasıl karar aldığımızı anlatıyor. Çok rahat bir okunuşu var, içinde anlatılan deneyler de pek bir eğlenceli.
Her güzel kızın yanında en az bir tane daha az güzel kız neden olur, marketlerde tanıdık bir süt ürünün yanında neden daha düşük fiyata hiç de çekici olmayan bir kutuda marketin kendi süt ürünü bulunur, aslında temelde satan tek ürün varken yanına çok daha pahalı veya çok daha ucuz benzer ürün neden konur gibi ilginç soruların cevapları var kitapta. Saçma sapan ama tahmin edilebilir kararları neden ve nasıl aldığımızın hikayesi benim çok ilgimi çekti.
Hemen cevapları aldık oldu bitti, kimse bizi kandıramaz gibi bir durum yok tabi. Yazar bunu kendi de söylüyor fakat en azından bir farkındalık katıp durumlara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor.
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Tükenmez Kalem
Tükenmez kalemle yazmak lazım. Çok alışkınız kurşun kalemin ucuyla yazıp arkasıyla silmeye. Geçmişini silmeye çalışmak, gizlemek istemek, insana yakışan bir şey değil.
Yani ne yaptıysan yaptın sonuçta, o zaman oydun ve onu yaptın. Hata da olsa mutlu olmak lazım. Bir şey yaptın en azından. İçine atıp atıp yapsam mı yapmasam mı diye dövünmedin.
Geriye bakıyorum, çok rezil duvara toslamalarım var. Kendime yakıştıramadığım şeyler var. Ama onları silersem kendimden uzaklaşacağımı biliyorum.
Tükenmez kalemle yazmak lazım. En kötü üstünü çizersin yeniden yazarsın, ama ne yazdığın görünür.
Yani ne yaptıysan yaptın sonuçta, o zaman oydun ve onu yaptın. Hata da olsa mutlu olmak lazım. Bir şey yaptın en azından. İçine atıp atıp yapsam mı yapmasam mı diye dövünmedin.
Geriye bakıyorum, çok rezil duvara toslamalarım var. Kendime yakıştıramadığım şeyler var. Ama onları silersem kendimden uzaklaşacağımı biliyorum.
Tükenmez kalemle yazmak lazım. En kötü üstünü çizersin yeniden yazarsın, ama ne yazdığın görünür.
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Higher Ground
RHCP albümü aldım bir tane geçenlerde, yalan söylemeyeceğim best of gibi bir şey. "Konser öncesi hazırlık di' mi ehhueheh" yapmayın kıl olmuyorum. Biliyorum "öyle müzik dinlenmez", insan gibi tek tek albüm alınır dinlenir falan fişman da şimdilik bununla idare edelim. Rahat olalım.
Higher Ground diye bir parça vardı albümde. Tarzı ilginç geldi, RHCP genelde belirgin bir tarz çalar, ilginç iş yapmışlar dedim. John'un gitar tarzından uzak yani şarkı. O çaka çuku dum çaka yaptığı düşük gain yüksek ses Strat tonlu muhteşem tarz değil yani. Yalan dolan bilgi kaynağına sordum. Garipsemekte haklıymışım, Stevie Wonder çıktı işin ucunda.
Higher Ground, Stevie Wonder'ın 1973 Innervisions albümünden bir parça, davul dahil tüm enstrümanları kendi çalmış. South Park'ımsı bir hava alıp "bu ne ya'u çocuk şarkısı" diyebilirsiniz. Dediyseniz yapacak bir şey yok.
Neyse, vokal ödülü tabi Stevie'de. RHCP yanına yaklaşamaz bu konuda. Anthony amcamın sesi çok kısıtlı. Ama nakarat kısmında RHCP'deki üst üste vokaller, ki koro var sanırım arkada bir adım geriden gelen gitar riff'i ile birlikte güzel bir uyum sağlamış, kontrpuan yaptığı bile söylenebilir.
Stevie Wonder - Higher Ground
RHCP - Higher Ground
Higher Ground diye bir parça vardı albümde. Tarzı ilginç geldi, RHCP genelde belirgin bir tarz çalar, ilginç iş yapmışlar dedim. John'un gitar tarzından uzak yani şarkı. O çaka çuku dum çaka yaptığı düşük gain yüksek ses Strat tonlu muhteşem tarz değil yani. Yalan dolan bilgi kaynağına sordum. Garipsemekte haklıymışım, Stevie Wonder çıktı işin ucunda.
Higher Ground, Stevie Wonder'ın 1973 Innervisions albümünden bir parça, davul dahil tüm enstrümanları kendi çalmış. South Park'ımsı bir hava alıp "bu ne ya'u çocuk şarkısı" diyebilirsiniz. Dediyseniz yapacak bir şey yok.
Neyse, vokal ödülü tabi Stevie'de. RHCP yanına yaklaşamaz bu konuda. Anthony amcamın sesi çok kısıtlı. Ama nakarat kısmında RHCP'deki üst üste vokaller, ki koro var sanırım arkada bir adım geriden gelen gitar riff'i ile birlikte güzel bir uyum sağlamış, kontrpuan yaptığı bile söylenebilir.
Stevie Wonder - Higher Ground
RHCP - Higher Ground
18 Mart 2012 Pazar
Pazar Günü
Geç saate kadar film izledikten sonra öğlen uyandım. Yani öğleden önce uyandım da kalkmadım. Yatakta insanın artık çok yatmışlıktan kıçı başı ağrırken sağa sola dönüp gözlerini yumup hayal kurması güzel bir şey. Çok yapmamakta fayda var tabi, hayalperestlik de bir yere kadar.
Filmlere sardık bakalım bu aralar, iyi bir şeyler çıkar elbet. IMDB Top 250 listesi gibi popüler bir şeyden yapılmış bir metro diyagramı verdi iş yerinden arkadaşım. Türlere göre falan yollar yapmışlar, kesişen yerler var, efsane filmler var, şunlar bunlar var.
Filmlere sardık bakalım bu aralar, iyi bir şeyler çıkar elbet. IMDB Top 250 listesi gibi popüler bir şeyden yapılmış bir metro diyagramı verdi iş yerinden arkadaşım. Türlere göre falan yollar yapmışlar, kesişen yerler var, efsane filmler var, şunlar bunlar var.
Neyse, kalktım bir şeyler yedim. Saçlarım kontrolden çıkmıştı bu aralar. Rüzgar sola estiğinde saçım sağa gidiyorsa anlıyorum ki berber vakti gelmiş. Wax'tır bilmem nedir kullanmadım hiç. Çoğu şeyde olduğu gibi doğallığı seviyorum. Berberde her zamanki saçma sapan maç muhabbetleri falan dönüyor, çok önceden bıraktığım şeyler, spordan çok şahıslar konuşuluyor.
Eve geldim, berber yürüme mesafesinde zaten, 15dk falan. Hava güzel, sahilde bisiklete binilebilir. Aldım bisikleti çıktım, lastikleri benzincide şişirdim. Bisiklet de ta ortaokul zamanlarında aldığım bisiklet. Taş gibi çıktı, hala götürüyor beni. Orası burası arada bir ayar istiyor ama gitmiyorum demedi hiç.
Ev yakın sahile, sokak aralarından süzüldüm. İlkokulumun yanından geçtim. Caddede siyah, üstü açık bir Ferrari'ye sürtmeden sahile indim. Hava açık, adalar görünüyor, yelkenliler falan baya' iyi yani. Yelken kursuna devam etse miydim acaba diye düşünmedim değil.
Bisiklet şeridine geçince mücadele başladı. Manzaradan çok önüme çıkan yayalara baktım. Bazen yaşlı teyzeler arkasına bakmadan bisiklet yoluna dalıyor, bazen anne babalar çocuklarını kaçırıyor ellerinden. En komiği de apaçiler. Apaçi dediğin varlığın dünya umrunda değil zaten mutlu mesut yürüyor. Bir apaçi olamadık. Millet bisikletlere zil falan takmış, zil çalıyorlar yol versinler diye. Eskiden olsa sinirlenirdim herhalde insanlar yoluma çıkınca ama artık sinirlenmiyorum, insan büyüyor. Sürekli aynı tempoda bisiklet sürüp manzaraya bakmak daha güzel olur tabi ama bu da iyi.
Fenerbahçe'ye kadar gidip döndüm. Eve doğru çıkarken Havelka'daki tiplere bakmadım bile artık. Ben gidiyorum geliyorum hala orada oturuyor oluyorlar genelde. Ne piyasaymış arkadaş, kes kes bitmiyor tabi. Oturmaya devam etsin çocuklar.
Böyle bir gün geçti işte. Bu gibi şeyler yapmayıp evde kös kös oturduğum zamanlar da oldu tabi çok. Sıkılmanın çözümü sıkılmamak sanırım. Zaman yoksa yarat demek gibi. Şimdi biraz daha film izleyelim bakalım. Bir iki tane izledim, birinin açılış parçası fena değildi, ekliyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

